16 Kasım 2015 Pazartesi

Susuyorum

Durma, gitmeler durağında şu gönlümün...

Çünkü o durakta eskitilmiş bir ömür vardır, yorgun bir gençlik, kaybedilmiş umutlar... Gidenlerin sayısı belli değildir çünkü sayısal bir tanımlama yapamazsın oradan gidenler için. Oradan gidenleri tanımlamak için bir ölçü birimi icat edilmemiştir henüz. Çünkü gidenler sadece insanlar değildir ki sayısal bir karşılığı olsun. Gidenler duygulardır, ilk öpüşler gitmiştir mesela, ilk hayaller ki her bir hayalin konusu bir roman ihtiva eder yazmasını bilene... Nasıl ölçeceksin kalp kırıklıklarının hasarını... Maliyeti karşılanabilir mi? En nihayetinde bir kalptir kırılan deyip kapatabilir misin konuyu? Bir ömürdür o gidenlerin harcadığı...

Her kim durduysa çaldı benden ömrümü...

Çalınmış bir ömrün ihbarını nereye yapabiliriz bilen var mı? Nasıl şikayetçi olabilirsin... Gönüllü olarak çaldırmışsındır çünkü o ömrü... İstemişsindir ki ömür güzel yaşansın, huzur bulmaktır tek derdin... Kim ister ki mutsuz olmayı hem, aklında zorun olmalı biraz aksi için...

Bilsen ne yolcuları uğurladı bu gönül...

Uğurlarsın yine de istemeye istemeye gidenleri... Herşey gitsin sen kal desende fayda etmez bazen... Bazen değil aslında hiç etmez... Çünkü gidecek noktaya gelinmişse çoktan bitmiştir geri döndürecek şeyler o gideni... Git dersin, git... Ne halin varsa git...

Her gün kurutulmuş düşler biriktirdim bak ben
İnan en az yarısı böyle bitti bu ömrümün...

Elinde kala kalırsın düşlerinle... Hani o özene bezene büyüttüğün üzerine titrediğin güzelim düşlerinle... Ne güzeller değil mi dışardan baktığında ve ne çok istemiştin filizlenip büyümelerini ve gerçekleşmelerini... Kıyamazsında şimdi güzelliklerine kurutup kaldırırsın bir kenara günü gelsin diye beklersin... Beklersin ki düşlerini kabul edecek bağrına basıp filizlenmelerini sağlayacak toprak gelsin seni bulsun diye... İşte bu bekleyiş bazen ömrün yarısıdır... Elde kalan bir yarım ile geçmiş bir yarımı toplarsın bir an düşünüp... Ne güzel bir tam vardır elinde o an.. Tarihe not düşmeli bu anı... Kağıt kalem yok mu?

Usulca şunu yazarsın...

Aslında ben herhangi bir iklimde
Kurutulmuş düşler albümüyüm...

Sakinleşirsin o an.... Üzerinden koca bir yük kalkar darası alınmış yalnızlığında... Elin ayağın hafifler içine sakinlik üfler birşeyler ne olduğunu tam anlayamazsın...

Ve içinden büyünün bozulmamasını dilemek geçer...

Susarsın...

Şimdi çıt çıkarda bozulur diye bu büyü
Avazım çıktığı kadar susuyorum
Çünkü ben seni
Çok seviyorum






Turgut Raviş

5 Kasım 2015 Perşembe

Hadi Yine Sev Beni

Yıl 2008...

Elimde gitarım rastgele akorlar basıp arpej ile melodi üretmeye çalışıyorum. Derken güzel bir melodi takılıyor aklıma ve çalmaya başlıyorum...
Melodi biraz kırılgan, savrulup duruyorum çaldıkça mazinin karanlık koridorlarında, içime hırçın bir hüzün gelip yerleşiyor durup dururken ve biliyorum ki bu melodiden çok güzel bir beste çıkacak...
Yaklaşık bir hafta boyunca gece gündüz melodi aklımdan çıkmıyor ve sözlerini yazmaya başlıyorum... Yaratılış inançlarındaki Adem ve Havva'nın hikayesi geliyor aklıma...
Her adem için bir Havva yaratılmıştır diyorum Adem'inin kaburga kemiğinden ve satırlar dökülüyor usulca...

Hadi yine sev beni,
Çok zor şey değil ki benim bu istediğim
Sen kaburgamın eksik parçası
İnan ki sen benden hiç gitmedin...

Durma yine sev beni
Sanki asırlar boyu seni bekledim
Nelerden vazgeçtimde ben
Bir senden vazgeçmedim

Hadi yine sev beni
Yine yeni yeniden eskisi gibi
Hoşgeldin, bak benim
Yaralarım bile özledi seni

Durma yine sev beni
Uyuyan bir bebeği seyreder gibi
Kimse hiç kimseyi beklemez
Seni beklediğim gibi

Şarkı bitti dediğim anda müthiş bir huzur kaplıyor ruhumu ve ilk olarak eşime dinletiyorum. Çok beğeniyor ve daha sonra noter tasdiklerini halledip beraber müzik yaptığımız grup arkadaşlarıma dinletiyorum ilk buluşmamızda... Hemen prova edip ilkel imkanlarla kayıt edip stüdyodan kayıt randevusu alıyoruz ilerleyen günler için... Stüdyoda yapılan kaydı internete yüklediğimizde o güne kadar oluşmuş olan dinleyici kitlemizden çok güzel tepkiler alıyoruz ve slayt videolarını yüklemeye başlıyorlar internete... Angel filminden görüntülerin kullanıldığı bir video hazırlıyor bir başka takipçimiz ve o esnada Kıbrıs'ta yayın yapan bir radyodan canlı bağlantı teklifi alıyoruz. Bağlantıyı yapan DJ şarkının hikayesini soruyor övgü dolu sözlerle... Şarkının güzelliği ile ilgili övgüler almak müthiş bir duygudur eseri üreten insan için... 2009 sonunda kendi imkanlarımız ve yönetmenlik kariyeri yapmak isteyen bir Makine Mühendisliği öğrencisi olan Emin Murat Kılıç bize ulaşıyor ve şarkıyı yıl sonunda kliplendiriyoruz. Akabinde askere gitmem gerektiği için klibi yayınlandığı anda izleyemiyorum ve askeriyede günler sonra elde ettiğim internet kafe kullanım hakkında izlemek nasip olabiliyor... Nasıl bir duygu olduğunu anlatamam...




İlerleyen yıllarda albüm çıkarıp kliplendirmiş olduğumuz bu şarkı ve albüm yeterli reklam desteğimiz olmadığı için çok duyurulamadı ama kendi gücüyle yüzbinlerce insana ulaşmış çok farklı versiyon videoları ve coverları internete yüklenmiştir...

Bu şarkı özel bir şarkıdır...

Hep özel bir şarkı olarak kalacaktır...

En azından benim için :)